Fuat Kozluklu, 45 yılı aşkın kariyerinde Türkiye gündemine yön veren olayları nesnel ve estetik bir bakışla belgelemiş bir gazeteci ve haber sunucusudur.
Nüfus kaydında dünyaya gözünü açtığı yer Malatya, tarih 01.01.1965 yazsa da annesi Remzi Hanımın onu doğurduğu ay Ekim'dir. Arnavutluk'tan, Afganistan'a, Bosna Hersek'ten Brezilya'ya, Danimarka'dan Ermenistan'a, Hırvatistan'dan Kolombiya'ya, ABD'den Uruguay'a, İngiltere'den Suriye'ye, İran'dan Almanya'ya, Irak'tan Pakistan'a, Etiyopya'dan Kosova'ya, Türkmenistan'dan İsrail'e, Filistin'den Venezuela'ya, Kuzey Makedonya'dan Ekvador'a, Avusturya'dan Çekya'ya, Kırgızistan'dan Macaristan'a onlarca ülkede mesleğini icra etti.
Gördüklerini tutku, empati, doğruluk ve saygıyla kaydeden bir foto muhabiri olmayı ilke edindi. Savaşlardan kaçanların göç yolculuklarına, yüzlerce insanın mezarlıklara uzanan trajik sonlarına eşlik etti. Kelimenin tam anlamıyla işinin içinde kayboldu.
O, korkak olmadı ama korkan bir canlıydı, ölümden asla çekinmeden geçirdiği saha gazeteciliğinde hayatın karmaşıklıklarını absürt bir anlayışla kucakladı.
Hayatını riske attığının farkında olarak, duyulmayanlara ses vermeye, görünmeyenlere tanıklık etmeye ve tüm bu çılgınlığa bir anlam kazandırmaya çalıştı. Savaşın kaosunu içine alıp bir şekilde kanayan coğrafyaların çok uzağındakilere görünür kılabilen nadir isimlerden biri olmaya çabaladı.
Fotoğrafçılığı ve gözlem yapmayı seviyorum. Hepsi bu. Üzülmeyeceğim. Gazetecilik mesleğinde aşılmaması gereken hassas bir sınır ve bu mesleğin varlığını sürdürmesi için belirleyici olan birkaç hassas nokta var: tanıklık. Bir gazeteci tanıktır, aynı zamanda bir gözetleyici de olabilir, tanıklığıyla insanları etkileyebilir, ancak nüfuz sahibi bir kişi haline gelmemelidir, aksi takdirde siyasi bir figür olur. Bir gazetecinin görevi çok basittir ve sınırlarını aşmamalıdır. O bir tanıktır, hepsi bu. Kendisi hiçbir şeyi değiştirmez.
Bu mesleğe bağlılığım çoğunlukla acı verici oldu ama pişman değilim. Güçlükleri ve bıraktığı kapanmaz yaralara rağmen benim için yaşamın en keyifli ve en değerli anlamı oldu.